“Huzursuz rüyalarımda o kasabayı görüyorum, Silent Hill.”

Korku, günümüze kadar birçok medya türü tarafından işlenmiştir. Sinemada John Carpenter’ın Halloween’i, edebiyatta Bram Stoker’ın Drakula’sı ne kadar efsanevi ise Silent Hill 2 de korku oyunları için bir o kadar efsanevidir. Konami’nin altında çalışan küçük çaplı Team Silent ekibi tarafından geliştirilen ve 2001 yılında çıkan Silent Hill 2, oyuncuları travma, şiddet ve istismarın gerçekleriyle yüzleştiren ve kesinlikle derin düşüncelere iten bir yapım. Bu yazıda elimden geldiğince ayrıntıya girmeyeceğim çünkü bence Silent Hill 2 kişisel olarak deneyimlenmesi gereken bir yapım.

Team Silent Ekibi

“Bir gün beni tekrar oraya götüreceğine söz vermiştin.”

Silent Hill 2, James Sunderland adlı karakterimizin hikayesini takip ediyor. James, bir mektup alır ancak zarfın üzerinde 3 yıl önce ölmüş eşi Mary’nin ismi yazıyordur. Mary, mektupta Silent Hill kasabasında James’i “özel yerlerinde” beklediğini söyler. Bu özel yerin Toluca Gölü’nün kıyısındaki park olduğunu varsayan James, Mary’nin ölmüş olmasına rağmen onu neden aradığı hakkında kendini sorgulayarak Silent Hill’e atılır. Ancak kısa süre sonra bu esrarengiz küçük kasabanın pek de masum olmadığını anlayacaktır. Anlayacağınız Silent Hill 2 bir korku oyunu olmasının yanı sıra gizemlerle dolu ve kafanızda sürekli sorular oluşturuyor.

Toluca Gölü, Silent Hill

“Ama beni asla geri götürmedin.”

Yolculuğumuz boyunca kendi nedenleri ve arayışları yüzünden Silent Hill’e gelmiş olan birkaç yan karakter ile karşılaşıyoruz. İlk olarak tanıştığımız karakter, kasabaya giden orman patikasının üzerindeki mezarlıkta bulunan Angela Orosco (Kendisi oyunun kapağında yüzü olan kişi) ve bence en az James kadar hatta James’den daha trajik bir karakter. Silent Hill’e annesini aramaya gelmiş olan Angela, çekingen biri olarak karşımıza çıkıyor. Oyun ilerledikçe de Angela’nın geçirdiği travmatik olayları daha çok öğreniyoruz. James’in hikayesi ise oyuncunun aldığı kararlar ve yaptığı aksiyonlara göre şekillenip farklı sonlara ulaşabiliyor.

Silent Hill’e ilk defa ayak bastığınızda, boş ve sisle kaplı sokaklarında ilerlerken hissedeceğiniz esrarengiz ve ürpertici atmosfer sizi oyuna daha da çok bağlıyor. Bir süre kasabada ilerledikten sonra, James etrafta deforme olmuş garip yaratıklar görmeye ve bina duvarlarında anlamsız yazılar okumaya başlar. Oyunun bu safasında göl kenarındaki parka giden bütün ana yollar kapalı olduğundan, terk edilmiş apartman kompleksinin içinden geçmemiz gerekiyor. Apartman kompleksi, gerek ilerlemek için ihtiyacınız olan eşyaları bulmanız, gerek çözmeniz gereken bulmacalar ve gerekse karşılaşacağınız grotesk düşmanlar ile sizi genel oynanış döngüsüne çok güzel alıştırıyor. Oyunun savaşma mekanikleri ve kontrolleri biraz eskide kalmış olsa da zaten iddialı olduğu konular değiller. Sınırlı mühimmat ve iyileştirme eşyası gibi klasik hayatta kalma oyunları ögeleri de bulunmakta.

Angela Orosco, Silent Hill 2 oyun kapağında
Apartman kompleksinden içler ürpertici ve karanlık bir oda

“Artık orada yalnızım.”

Gelelim Silent Hill serisinin en ikonik karakterine: Pyramid Head. Karakter tasarımcısı Masahiro İto’nun yarattığı Pyramid Head, kafasındaki paslı metal piramit ve elindeki kocaman kasap bıçağı ile adeta bir ikon haline geldi. İlk defa Silent Hill 2’de karşımıza çıkan Pyramid Head, oyunda bir cellat görevini üstleniyor. Oyun boyunca durdurulamaz bir güç olarak James’i takip eden bu yaratık, kasabadaki diğer yaratıklara çeşitli biçimlerde eziyet ediyor. Pyramid Head’i ilk defa yakın olarak gördüğümüzde iki adet kadın manken biçimindeki yaratığa taciz ediyor. Bu ilk tanışma yaratığın ne kadar sadistik ve acımasız olduğunu oyuncuya iletmek için yapılmış. Pyramid Head’in oyundaki amacını ve neden oyunda olduğunu anlatmayacağım çünkü bu detaylar oyunun ana temasını ve hikayesini açığa çıkarıyor. Ancak kendisinin sembolize ettiği temalar hakkında detaylı olarak başka bir yazıda konuşabilirim.

Pyramid Head ve onun yargısına yakalanan ruhlar

“Özel Yerimizde…”

Silent Hill 2’nin işlediği temalar kadar bir o kadar da inanılmaz olan müzikleri, usta besteci Akira Yamaoka tarafından hazırlandı. Oyunun, paslı ve depresif atmosferine çok büyük katkıda bulunan müziklerini dinlemenizi kesinlikle öneririm. Albümün Spotify linkine buradan ulaşabilirsiniz.

Sonuç olarak, Silent Hill 2 psikolojik korku türünün ileri gelen yapıtlarından biri ve korku severlerin kendilerince deneyimlemesi ve anlamlaştırması gereken bir hikaye. Umarım bu yazı biraz olsun içinizde Silent Hill 2’ye bir ilgi uyandırmıştır ve oynamayı düşünmenize yol açmıştır. Playstation 2’niz var ise bir kopyasını internetten bulup hemen oynayabilirsiniz. Ama Playstation 2’niz yoksa üzülmeyin, benim yaptığım gibi Silent Hill 2 PC Enhanced Edition fan projesi ile bilgisayarınızda geliştirilmiş bir biçimde oynayabilirsiniz.

Seni bekliyorum…”

Paylaş.

Fantazi, bilim kurgu ve korku müptelası bir bilgisayar mühendisi. Bir de fazla kahve içer.

Yorum Bırakın