Market Kavramı Nedir?

Market kavramı spor medyası tarafından, takımlardan bahsederken piyasadaki değerlerini, ekonomik güçlerini ifade etmek için kullanır. Bir takımın piyasadaki değerini ise izleyici kitlesi ile orada oynayan bir oyuncunun medyanın dikkatini ne kadar çekebileceği belirler. Bir takım ne kadar çok takip ediliyorsa bu hem takıma daha çok gelir geldiği hem de oyuncularının basketbol dışı, reklam anlaşmaları vb. konularda daha ön planda olacağı anlamına gelir ve bu durum doğal olarak bu takımların çekiciliğini arttırır.

NBA genelinde, biraz medya ile içli dışlı olan biriyseniz az çok uzaktan da olsa adına denk geldiğiniz oyuncular ve namını duyduğunuz takımlar vardır. İşte herkesin adını duyduğu bu takımlar NBA denen endüstride pastadan en büyük dilimleri alan, adları sürekli transfer dedikodularına konu olan, başarı durumları ne olursa olsun spor medyasının dilinden düşürmediği büyük market takımlarıdır. 

Üvey Evlat Küçük Market Takımları

Tumbleweed rolling on a rural highway

Knicks, Celtics, Lakers, Golden State, Miami Heat gibi devasa organizasyonların arkasında ligin geri kalanını oluşturan, hitap ettikleri kitle çoğunlukla kendi yerel izleyicileri olan küçük market takımlarıdır. Bu takımlar küçük şehirlerin takımları olduğundan ne olanakları ne sosyal ortamları ne de oyunculara sundukları açısından büyük şehirler ile yarışacak düzeyde değillerdir. Kobelerin, Shaqlerin, Kareemlerin geçtiği Staples centerın ışıkları altında oynama hayali ile büyümüş amerikalı oyuncuları cezbedemediklerinden, genellikle serbest piyasada kapışılan üst düzey oyuncuların tercih ettikleri takımlar olamazlar.

Küçük takımlar tamamen gözden çıkarılmış değildir.

Amerikan sporlarında her takıma başarı şansı tanımak ve üst düzey oyuncuları elde etmeleri için bir imkan sunmak için geliştirilmiş draft sistemi ile bu küçük market takımları da gelecek vadeden genç kolej oyuncularını ya da Birleşik Devletler dışından NBA’e gelen oyuncuları kadrolarına katma imkanı bulabilir. Bu sayede büyük market takımlarına karşı koymak için bir şans elde etmiş olurlar hatta yeri geldiğinde bu draftlardan gelebilecek yalnızca bir oyuncu dahi küçük marketler için şampiyonluk kazanmak ile kazanmamak arasındaki fark olabilir, bu duruma draft edilmesini takip eden sene Spurs’e şampiyonluk getiren Tim Duncan ya da daha yakın tarihli, Hawksı 50 sene sonra konferans finallerine taşıyan Trae Young örnek gösterilebilir.

Maalesef bu sürecin garantisi olmadığından dolayı seneler içinde büyük hayallerle üst sıralardan draftlanan oyuncuların takıma sampiyonluk getirmekten çok “şimdi nerdeler” tarzı haberlerin konusu olmalarına daha çok rastlarsınız yani yalnızca draftlardan şampiyonluk seviyesinde bir takım kurulması neredeyse imkansız diyebiliriz, böyle bir ihtimale yaklaşılması, draftlanan iyi oyuncunun da kariyeri harcanmadan takımda tutulabilmesi, küçük takımların yönetimlerinin ve scout ekiplerinin başarısına bağlıdır.

Modern Medyanın Etkisi

Teknolojinin gelişmesi ile haberlere herkes tarafından ulaşılabilir olması ve sosyal medya vasıtasıyla oyuncular ile izleyici arasındaki duvarın tamamen kalkmış olması her ne kadar bir çok diğer medya gibi NBA’in de farklı kollardan izleyici ile buluşmasını kolaylaştırmış olsa da bir yandan da azımsanamayacak negatif etkilere sebep oldu.

Şöyle bir baktığınızda NBA medyasında sürekli olarak popüler, izleyici çekebilecek oyuncularla ilgili yeni bir transfer haberi yapılıyor, tartışma programlarında mevcut takımlarının onların gelişimlerini kötü etkilediği, potansiyellerine ulaşmalarının önünde bir engel olduğu konuşuluyor. Doğal olarak da bu durum genç oyuncularda ve izleyicide küçük pazar takımlarına karşı halihazırda var olan negatif algıyı daha da arttırarak ve küçük takımların bu oyuncuları tutma ihtimalini zorlaştırarak şampiyonluk uğruna yapılan, zaten halihazırda zor olan rebuild süreçlerini daha da zorlaştırmaktan başka bir işe yaramıyor aslında.

Daha önce de değindiğim gibi draftlardan alınan genç oyuncular küçük market takımlarının başarı elde etmekleri yolunda temeli oluşturduğu tartışılmaz bir gerçek. Yüksek bir draft sırası elde etmek ise bu takımların sezonu başarısız bitirmelerine bağlı. Genel olarak, beklenen bir oyuncunun drafta gireceği sene rebuild halinde olanlar takımlar tanking yaparak draftta ilk sırayı almaya ve bu oyuncuyu takımlarına katmaya çalışırlar ancak aynı şekilde bu oyuncunun yaratacağı izleyici artışı ve pazar medyanın da bu oyuncuyu Los Angeles, Miami. New York gibi büyük şehirlerde görmek istemesi sonucu doğurduğundan, ESPN gibi büyük medya kuruluşları yukarıda bahsettiğim tarzda haberler ile bir algı oluşturma peşine düşerler.

Süper Takımların Dönemi

Medyanın da etkisi ve küçük market takımlarının da star oyuncularının çevresini başarılı oyuncularla desteklemekteki başarısızlıklarının doğal sonucu olarak zaman içinde şampiyonluk kazanmak isteyen bu oyuncular, mevcut takımlarının gelişmesini beklemekten vazgeçip kendileri gibi iyi oyuncularla büyük market takımlarında buluşmaya başladılar. Bu birleşmeler bugün Süper Takım olarak anılan takımları oluşturmaya başladı. NBA’in her döneminde dominant duolara, big three’lere rastlansa da süper takım kavramına günümüzdeki anlamını Paul Pierce, Ray Allen ve Kevin Garnett’in yanlarında genç bir Rajon Rondo ile ligi domine ettikleri 2008 Boston Celtics takımının kazandırdığını söyleyebiliriz.

Sonuç Olarak

2008 Boston’ın zaferinin doğal bir sonucu olarak süper takımların karşısında durabilmek için başka süper takımların ortaya çıkması kaçınılmazdı. Lebron James’in meşhur “the decision”nın ardından yeteneklerini Miami Heat’e taşımaya karar vererek Dwyane Wade ve Chris Bosh ile takım olarak bir başka bir süper takım oluşturdu. Bu trend böylece devam ederek en sonunda her NBA fanının acıyla andığı 2016-2017 sezonu öncesi Kevin Durant’in konferans finallerinde yenildiği Golden State’e giderek yakın NBA tarihinin, belki de tüm NBA tarihinin en güçlü takımını oluşturması ile sonuçlanacaktı.

Son senede bir yandan Covid, bir yandan dinlenme sürelerinin kısalmasından kaynaklı sakatlıklardan dolayı doğuda toplanan bir diğer süper takım Nets’i ya da yavaş yavaş Los Angelesta toplanmaya başlayan takımları tam potansiyellerinde izleme şansımız olmadı. Buna rağmen Bucks-Suns gibi bir küçük market takımı finali izleyebilmek her ne kadar benim gibi küçük market takımlarını her daim destekleyenleri sevindirse de bir yanda Durant, Harden, Kyrie’li Nets diğer yanda Lebron, Davis, Westbrook’lu Lakersın ligi tek düzeliğe sürükleyeceği korkusunu hala içimden atabilmiş değilim.

2015-2018 sezonları gibi sürekli aynı takımların final yapmayacağı ve bu süreçte küçük takımlardaki genç yeteneklerin tek kazanma ihtimallerinin takım değiştirmek olmadığı, Hornets-Kings NBA finalleri izleyebileceğim ütopik bir gelecekte görüşme temennisi ile…

Paylaş.

Okumayı seven, yazabildiğince yazmaya çalışan kadrolu fantastik edebiyat sevdalısı

Yorum Bırakın