Yunan mitolojisi binlerce yıl önce Antik Yunan ‘da ortaya çıkan sözel bir gelenektir. Başlangıçta hikayeler, insanların içinde yaşadığı evreni şekillendirmek amacıyla anlatılmıştı. Analitik düşünmeye başlayan bir toplumdan çıkan bu antik dinin, günümüzde hala takip edilen dinlerin de üstünde etkileri görülüyor. Anlatılan mitler karmaşık felsefi sorulara aranan cevaplar neticesinde oluşmuşsa da zamanla, tanrılar etrafında şekillenen ve sıradan insanların dersler çıkarabileceği, eğitici ya da yönlendirici nitelikte olmaya başlamıştı. Tanrıların, en yaratıcı, en sarsıcı ve en vahşi şekillerde insanlarla etkileşime geçmesi; insanların tanrılardan korkmasına da neden oluyordu. Antik tarihin sonlarına doğru Yunan şairler, çok uzun yıllar sözel olarak nesilden nesile aktarılmış olan mitleri, uzun epik destanlar halinde yazıya dökülmeye başladı. Bu hikayeler zamanla tiyatro biçimine büründü ve dünyanın ilk tiyatrolarında seyirci önünde sergilendi. 

Antik Yunan’da yaşamış müzisyen ve şair olan Orpheus’un bazı şiirleri Thomas Taylor tarafından İngilizceye çevrilerek Hymns of Orpheus adıyla 1792 ve 1824 tarihleri arasında yayımlanmış. Mitlerin orijinal dilini ve İngilizce çevirilerini merak edenler için önerebileceğim inanılmaz bir kitap.

Yunan Mitolojisi Hikayelerinin Yapısı

Yunan mitolojisi ndeki hikayelerin neredeyse tamamı tanrılar ve diğer tanrısal figürler etrafında kurgulanmıştır. Birbirinden ilginç konulara ev sahipliği yapan yunan mitolojisi; iyinin kötüyle savaşı, zorlukların üstesinden gelme, güçsüzün yanında olma gibi evrensel konularla günümüz edebiyatına ilham olmakta.

Antik Yunanlılar bu hikayelerin birer tarihsel olgu olduğunu düşünüyordu. Günümüzde biz, hepsinin kurgu olduğunu varsayıyoruz. Çoğunun doğru olduğuna dair en ufak bir arkeolojik bulgu veya bilimsel kanıt bulunmadığından şimdilik bu düşüncemizde haklıyız gibi duruyor. Yine de anlatılan hikayelerin gerçek olmaması, onları anlatarak yaşatmamıza engel olmamalı. Her ne kadar gerçek olmasalar da bu hikayeleri bilmek ve onlarla yaşamak, dünyanın sıkıcı işleyişinden biraz uzaklaşmak ve hayal gücümüzü canlandırmak için oldukça değerli. Hikayeleri farklı yazılarımda anlatacağım ancak hikayelerde kaybolmamak adına; önce hangi tanrının nereden geldiğini ve her şeyin nasıl başladığını bilmemiz gerekiyor.

Yunan Tanrılarının Büyük Soyağacı

Yunan mitolojisi soy ağacını tasvir etmeye çalışırken iki bölüme ayıracağım. Çok karmaşık ve uzun bir soya sahip oldukları için kimin nerden geldiğini anlamak çok güç. Bu nedenle ilk bölümde evrenin yaratılışı ve İlkel Tanrıları; ikinci bölümünde ise Titanlar ve Olympos Tanrılarını göstererek soy ağacını ve Olympos tanrılarının yönetime geçtiği zamana nasıl gelindiğini tamamlayacağım.

Yunan tanrıları - ilkel tanrılar soy ağacı - postikel
SİYAH: Kaos ve Yeraltı Tanrılarını;TURUNCU: Bir yere bağlı olmayan, Chronos ve Ananke‘yi;
MOR: Herhangi bir kategoriye yerleştiremediğim Eros‘uYEŞİL: Doğa veya Toprak Tanrılarını;
AÇIK MAVİ: Gökyüzü Tanrılarını;KOYU MAVİ: Deniz Tanrılarını;
KIRMIZI: Canavarları ve Atalarını ifade ediyor.
Soy ağacı’nın renkleri ne ifade ediyor

İlkel Tanrılar

Yunan mitolojisinde bazı kaynaklara göre hiçbir şey yokken evrene: Chronos (Zaman), Ananke(Kader) ve Kaos hakimdi. Bu yalnızlık çok da uzun sürmedi. Uzayın yarılmasıyla Kaostan 5 yeni varlık üremişti:

Aşk ve Üreme Tanrısı Eros (İlkel), Yeraltı Tanrısı Tartarus, Dünya ya da Doğa Ana Gaia, Karanlığın Tanrısı Erebus ve son olarak Gecenin Tanrısı Nyx. Bu tanrılardan Gaia, Yunan Mitolojisinde tanıdığımız bir çok tanrının veya yaratığın anası olarak, ilkel tanrıların en önemlisi. İlkel tanrıları mitolojinin diğer tanrısal varlıklarından ayıran en önemli özellikleri; bazı doğa olgularının birer insanlaştırılmış hali olmaları. Yani ilkel tanrılar, ışık, karanlık, yeraltı dünyası, ölüm, dünya, uzay, zaman gibi kavramları yönetmezler. İlkel tanrılar bu kavramların ta kendisidir.

Eros (İlkel)

Aşk ve üreme tanrısı, tanrıların soyunun devam etmesini sağlayan itici güç. Tanrıların soyunun devamında etkili olan İlkel Eros soy ağacının üst köşesinde diğer tanrılardan bağımsız olarak yerini alıyor. Bazı anlatılarda İlkel Eros’un daha sonra hepimizin bildiği, uçan ve ok atan bebek formuna bürünüyor. Diğer anlatılardaysa iki Eros’un bambaşka tanrılar olduğunu görüyoruz.

Tartarus

Tartarus yer altı tanrısı olduğu gibi yeraltında var olan bir bölgenin adı olarak da kullanılıyor. Hades’in yönettiği yeraltı dünyasının daha da derinlerinde, hiçbir ışık hüzmesinin giremediği bir yer olan Tartarus; yeraltının yargıçları olan Rhadamanthus, Aeacus ve Minos’un belirlediği yaratıkların ve seri katillerin ruhlarının gittiği yer.

Erebus & Nyx

Kaos’un dördüncü çocuğu olan Erebus, karanlık ve gölge tanrısı. İlkel tanrıların çoğu gibi Erebus da Yunan Mitolojisinde bildiğimiz diğer tanrılara benzemiyor. Erebus karanlığı kontrol eden bir tanrı değil, karanlıktır. Kaosun beşinci ve son çocuğu Nyx, Erebus ile olan ilişkisinden doğan birçok tanrının annesidir. Çocuklarından en çok bilinen bazıları; Aether (Gökyüzü katmanı) ve Hemera’nın (Işık) doğumuyla gökyüzü günümüzdeki şeklini almaya başlamıştır. Erebus ile Nyx’in ölenlerin ruhlarını sandalıyla yeraltı dünyasına taşıyan oğulları Charon’u da unutmamak gerekir. Ayrıca Nemesis, Hypnos, Thanatos gibi intikam, uyku ve ölüm gibi kavramları ifade eden tanrılara da (ve daha sayamadığım 10-15 tanrının da) atalarıdırlar.

Yunan Mitolojisi - Charon, Postikel.com
Charon

Gaia (Gaea ya da Latince Adıyla Terra)

Gaia tanrılarla olan ilişkileriyle, bundan sonra sonra adı geçecek her tanrı veya her canlının ya annesi ya da büyük büyük annesi olarak karşımıza çıkacak. Gaia’ya kadar gelen tanrılar evrenin yaratılışını temsil ediyordu. Ancak Gaia ile dünyamız sonunda şekillenmeye başlayacak ve hayat dolacaktı.

Yunan Mitolojisi - Gaia, Postikel.com

Kaosun ilk çocuğu Gaia, yalnızlığı hiç sevmeyen bir “kişiliğe” sahipti. Bir gün kendisini yalnız hissettiğinde aniden, yaratmaya karar verir. Böylece Gaia’nın benliğinden: Uranus (Gökyüzü), Ourea (Dağlar), Pontus (Deniz) ürer. Tabi ki yalnızlığını gideremeyen Gaia, kendisinden gelen bu tanrılarla da çiftleşecektir. Onlara gelmeden önce:

Gaia’nın yeraltı dünyası tanrısı ve kardeşi Tartarus ile ilişkisinden, Typhone ve Echidna meydana gelir. Typhone ve Echidna Yunan Mitolojisinde bilinen bir çok canavarın atalarıydı. Cehennemin kapı bekçisi üç başlı köpek Cerberus; aslan başlı, keçi vücutlu ve yılan kuyruklu Chimera; aslan vücutlu, insan başlı ve kanatlı Sphinx; yılan saçlı Gorgon kardeşler: Stheno, Euryale ve tabi ki en ünlüleri Medusa… Echidna ve Typhone’den meydana gelen canavarların en çok bilinenleridir.

Gelelim Gaia’nın çocuklarıyla ilişkilerine,

Gaia, oğlu Pontus ile ilişkisinden deniz tanrısı ve tanrıçaları olan 5 tanrı daha dünyaya getirir. Eurybia, Thaumas, Phorcys, Ceto ve Nereus. Beşinin arasından özellikle denizlerin yaşlı adamı olarak bilinen Nereus ve Eurybia önemli deniz tanrılarındandır.

Titanların Devri Başlıyor

Yunan Mitolojisi - Cronus, Postikel.com

İlk oğlu Uranus ile ilişkisinden Gaia; 12 Titan olan Oceanus, Tethys, Hyperion, Theia, Coeus, Phoebe, Cronus, Rhea, Mnemosyne, Themis, Crius ve Iapetus ve daha bir çok yeni tanrının annesi olur. Ancak Uranus çocuklarından nefret etmektedir. Her yeni doğan çocuğu annesinin (yani Gaia’nın) rahmine geri gönderir. Uranus’un davranışları sonucunda sinirlenen ve üzüntüsünden kahrolan Gaia, çocukları olan titanlara bir orak vererek Uranus’u tahttan indirmeye teşvik eder. Uranus’ten korkmayan tek Titan: oğlu Cronus’tur. Gaia’nın rahminde sinsice bekleyen Cronus akşam olduğunda Uranus’e saldırır ve annesinin verdiği orakla Uranus’un cinsel organını keser. Uranus acıdan kıvrandığı sırada Cronus kardeşlerini serbest bırakır ve kendini Tanrıların yeni kralı ilan eder. Böylece Titanların altın devri başlayacaktır.

Paylaş.

Film izlemeyi, oyun oynamayı, gitarları, basketbolu ve çeşitli konular okumayı seviyor. En büyük tutkusu yazı yazmak. Biraz da avukat.

Yorum Bırakın