Zeus ile Semele’nin oğlu; Tanrı Dionysos, Frigya’nın uçsuz bucaksız ormanlarında beraber şarap içtiği sadık yoldaşı Silenos’u kaybetmişti. Silenos diyarın yaşlı bilgesi olarak biliniyordu. Dionysos doğurganlık ve şarap tanrısı olduğundandır ki; Silenos en iyi öğretilerini Dionysos tarafından kutsandığı için sarhoşken yapardı.

Günlerden bir gün, yaşlı Silenos baygın ve kendinden geçmiş bir halde köylüler tarafından bulunmuştu. Köylüler yaşlı adamın kim olduğunu anlamamışlardı ancak kendisini hemen Kral Midas’a götürdüler. Kral Midas Silenos’u hemen tanımış ve sarayında kendisini misafir etti. Büyük misafirin onuruna şenlikler, ziyafetler düzenlenmiş; günlerce içkiler içilmişti. Eski, sadık yoldaşının ne kadar iyi ağırlandığını fark eden tanrı Dionysos keyifliydi. Mutluluğunun ve minnettarlığının bir göstergesi olarak krala, istediği bir dileğini yerine getireceğini söyledi. Açgözlülüğü ve hırsı ağır basan Kral Midas, neredeyse hiç düşünmeden hemen cevap vermişti:

Dokunduğum her şeyin altına dönüşmesini diliyorum!

Kral Midas’a iyilik yapmak isteyen tanrı Dionysos endişeli endişeli Emin misin? diye sordu. Kral Midas Tabi ki eminim! Dünyada yaşayan en zengin insan olmak istiyorum! Dokunduğum her şey altın olsun! cevabını verdi. Dionysos çaresizce Kral Midas’ın dileğini yerine getirirken, Midas’ın çok büyük bir hata yaptığını biliyordu.

Minas bu yeni yeteneğini test etmek için hemen bahçeye çıktı. Bahçede gördüğü ilk küçük taşı eline aldı ve taş gözünün önünde altına dönüşmüştü. Midas sarayındaki küçük eşyaları, duvarları, kolonları her şeyi altına yapmıştı. Mutluluktan dört köşeydi ama bu mutluluğu çok da uzun sürmeyecekti. Akşama doğru acıktı ve yemek için bir elma aldı eline. Elma bir anda altına dönüştü. Elmayı yiyemediğinden çatal kullanmaya karar verdi. Altın çatalını bir ekmek parçasına batırdı ve ekmeği ağzına doğru götürdü. Isırmaya çalıştığında bir dişinin kırıldığını hissetti. Ekmeğe baktığında onun da altına dönüştüğünü gördü. Midas bir anda hatasını anlamıştı. Dileğinin aslında bir lanet olduğunu fark etmişti. Ölüm korkusu başını sardı ve hüngür hüngür ağlamaya başladı.

kral midas, altın dokunuş hikayesi yunan mitolojisi

Bu arada babasını ağlarken gören ve yaşananlardan bihaber olan kızı kendisini teselli etmek için elini tuttu. Midas gözlerinin önünde biricik kızının altına dönüştüğüne şahit oldu. Buraya kadardı, artık bu lanetten kurtulmak istiyordu. Soluğu Tanrı Dionysos’un karşısında aldı. Yaptığının çok büyük bir hata olduğunu ve altına dönüştürdüğü her şeyin normale dönmesini rica etti. Dionysos Kral Midas’ı cezalandırmak istemiyordu. Ona yardımcı olmaya karar verdi. Paktolos nehrine girip orada banyo yaparken, gücünün kaybolmasını dilemelisin. Apar topar nehre giren Midas, gücünü istemediğini ve yok olmasını diledi. Nehrin kumları altın tozuna, balıklar altına dönüştü. Midas duasının işe yaradığını düşünmüştü. Kral sudan çıktıktan sonra tekrar bir taşa dokundu. Artık dokundukları altına dönüşmüyordu. Heyecanla sarayına doğru yol aldı. Kızı kendisine doğru koştu ve boynuna sarıldı.

Kral Midas yaşadıklarının ardından tüm zenginliğinden ve hanedanlığından vazgeçti. Kızıyla beraber diyar diyar dolaştılar. Hayatlarının geri kalanında doğanın keyfini sürdüler.

-SON-

Paylaş.

Film izlemeyi, oyun oynamayı, gitarları, basketbolu ve çeşitli konular okumayı seviyor. En büyük tutkusu yazı yazmak. Biraz da avukat.

Yorum Bırakın