Netflix Almanya yapımı, Thomas Sieben’in yazdığı ve yönettiği Prey ‘in tek amacı izleyicisini gerim gerim germek. E biz de başka amacı olmayan bir filmden, gerilim duygusunu en iyi şekilde aktarmasını bekleriz. Prey bunu başarabiliyor mu? Bence tam olarak değil. Önce kısaca filmi özetleyelim.

Prey Kısa Özet

Ana karakterimiz (Roman), abisi(Albert) ve üç arkadaşıyla(Peter, Stefan, Vincent) birlikte bekarlığa veda partisi düzenlemek istemiş. Parti derken lafın gelişi tabi. Roman’ın isteğiyle hep birlikte ormana yürüyüş, kano, kamp gibi aktiviteleri yapmaya gidiyorlar. Ormanın derinliklerinden silah sesi yükselince, bizimkiler (haklı olarak) ateş edenin bir avcı olduğunu düşünüyor. Beraber kamp ateşinde eğlenip, eski bir kalenin en tepesine çıkıp manzaranın tadını çıkarıyorlar. Samimiyetsiz ergen muhabbetleri eşliğinde (bildiğiniz “annen” şakaları yapıyorlar) arabalarına doğru giderlerken, Albert yolda gördüğü oyuncak Unicornu cebine atmayı ihmal etmiyor. Arabaya az bir şey kalmışken bir silah sesi daha… Bizimkiler silah sesi yakından geldiği için “dikkat edin aile var” diye bağrışıyorlar. Sonradan görüyorlar ki kurşun aralarından birinin kolunu sıyırmış. Bandajlayıp arabaya doğru giderken arabanın lastiğine bir kurşun daha. Gerçek avın kendileri olduğunu fark eden; arabaları olmayan ve telefonları çekmeyen 5 arkadaş ormanda mahsur kalıyor.

Netflix'ten Prey, Postikel

Bence Prey

Baştan başlayalım. Film arkadaşların kano yarışıyla başlıyor. Yarış bitince bir itiş kakış ortamı hakim; birbirlerini suya atıyorlar, biraz yüzüp, ateş yakıyorlar. Ama öyle davranıyorlar ki, sanki 5 çok yakın arkadaş son kez birlikte vakit geçiriyor. Film ilerledikçe bu sahnelerle bağdaşmayan ve bu yüzden kafa karıştırıcı olduğunu düşündüğüm gelişmeleri öğreniyoruz.

Eleştirilebilecek yönleri

Bu beş kişi yakın arkadaş değilmiş. Albert, Roman’ın abisi; Peter, Albert’in iş ortağı; Vincent ve Stefan’sa Roman’ın çok da yakın olmayan arkadaşları. Roman bekarlığa veda partisini vahşi hayatla geçirmek istediğinden hep beraber buraya gelmişler. Başlarda eğlenmekten, gülmekten ağızları kulaklarına varan ve birbiriyle gayet samimi olan grup bir anda kayıplara karışıyor. İlişkilerinin tamamen çıkara dayandığı, samimiyetin sıfır olduğu ilginç bir grupla baş başa kalıyoruz. Bunun yanı sıra ormanda olmaktan zevk alan tek kişi Stefan. Vincent yüksekten korkuyor, Albert’in Roman’dan uzak durmak için oldukça iyi bir nedeni var (daha sonra değineceğim), Peter bekarlığa veda partisini bir barda geçirmek istediğini açıkça söylüyor, Roman’ın ise bambaşka planları var; abisine kendini işe aldırmaya çalışıyor.. Kimsenin içinde bulunduğu durumdan zevk almadığını ve yakın arkadaş olmadıklarını düşündüğümde, neden herkesin böyle bir etkinliğe katıldığını anlayamıyorum.

Film akışında Roman’ın sevgilisiyle geçirdiği günlerin flashbacklerini görüyoruz sık sık. Bu flashbacklerin film ile nasıl bir bağı olduğu tartışılır. O kadar alakasız ve saçma geliyor ki izlerken. Kendimi sık sık “Tamam da neden?” diye sorarken buldum. Neyse, filmin sonlarına doğru bağlamaya çalışıyorlar. Roman’ın abisi Albert aslında Roman’ın sevgilisiyle yatıyormuş. Roman bunu öğrenince çıldırıyor kavga ediyorlar, ayrılıyorlar falan. Yine söylüyorum. NEDEN? Filmin gerilimine veya gidişatına ya da sonuna hiçbir şey katmıyor. Şey gibi düşünün. Yolda yürüyorsunuz yanınızda da bir yabancı var. Sizinle aynı yöne doğru yürüyor. Yürürken çok da fark etmiyorsunuz, çünkü sizinle aynı yöne doğru yürüyen bir sürü insan var. Yürümeye devam ediyorsunuz ve bir kafeye giriyorsunuz. Yanınızdaki yabancı da sizinle o kafeye giriyor. Arkadaşlarınız uzakta size el sallıyor gidiyorsunuz oturuyorsunuz. Ve sizinle yürüyen tanımadığınız yabancı da gelip masanıza oturuyor. Ana karakterler arasında bir kavga yaratmak, onları filmin sonu için ayırmak ve -1v1 hero,villain– mücadelesi göstermek için tek yol bu mudur?

Netflix's Prey, Eva - Maria Ehrich
Maria Ehrich, Eva olarak.

Filmin ana kurgusuna devam edecek olursak eğer; avcı olarak karakterlerimizi bir bir öldüren, ormanın içinde yemeden içmeden kendilerini kovalayan kişi meğerse aynı ormanda kızını kaza kurşununa kaybeden bir anne. Maria Ehrich “Eva” adında avcı rolünü üstleniyor. Karakter filmde hiç konuşmasa da kendisini en iyi anlayabileceğimiz karakter (diğer karakterlere nazaran). Ormana gelen, şımarık, dikkatsiz, beş para etmez insanları öldürerek kızını kaybetmenin kendisinde yarattığı acıyı unutmaya çalışıyormuş. Maria Ehrich’in karakteri gayet iyi canlandırdığını söyleyebilirim.

Fena değil dedirten yönleri

Öncelikle filmin geçtiği ormanlık alan çok iyi seçilmiş. Film yarattığı ufak heyecan ve gerilim kırıntısını seçilen güzel atmosfer ve ışığa borçlu. Çekimleri ve film setini genel olarak beğendim. Karakterleri canlandıran aktör ve aktrislerin -en azından ana karakterleri canlandıranların- başarılı olduğunu söyleyebilirim. Karakterlerin kurgudan kopuk hissettirmesi, veya gerilimi verememesinin oyunculuktan değil karakterden kaynaklandığını düşünüyorum. Ya da belki kurgunun kopuk olmasındandır. (Gerçekten anlamsız aşk hikayesine tekrar girmek istemiyorum. İzlerken çok daha rahatsız ediciydi.)

Yine de buzdağının görünmeyen kısmına bakıldığında filme bir şans verilebilir. Her ne kadar bize aktarılanlar oldukça yüzeyselse de belki de filmde zor koşullarda veya ölümle burun burunayken insanların gerçek yüzlerinin ortaya çıktığını anlatılıyordur. Samimiyetsizlik eleştirilerim bu yüzden yersizdir belki de.

Prey albert ve roman

Sonuç olarak

45%
45%

Prey, gerilim anlamında olmak istediği efsanevi filmler: "Halloween" veya "Friday the 13th" gibi arkadaşlarımızla oturup izleyebileceğimiz bir gerilim filmi değil. Film çok yönlü bir şeyler yapmaya çalıştıkça, izleyiciyi gerilimle buluşturmayı başaramıyor. Canınız sıkılıyorsa, izleyecek bir şey bulamıyorsanız veya yemek yerken öylesine bir şeyler bakayım diyorsanız Prey tam sizlik. Siz yine de gerilmeyi beklemeyin.

  • Sizlerin Oyları (0 Oylar)
    0
Paylaş.

Film izlemeyi, oyun oynamayı, gitarları, basketbolu ve çeşitli konular okumayı seviyor. En büyük tutkusu yazı yazmak. Biraz da avukat.

Yorum Bırakın